HABERTÜRK

Beylikdüzü... 
Kentin en batı noktalarından biri... İstanbul'un bir ucu... Şehrin merkezi noktalarına uzak olmasına rağmen her geçen gün büyüyen, en hızlı gelişen ilçelerin başında... Peki özellikle son dönemlerde emlak projelerinin yoğunlaştığı ilçede bu baş döndürücü büyüme imar sorunları doğurdu mu? Artan komut stoku karşısında ulaşım problemi nasıl çözülecek? Yıllardır bekleyen metro projesinde son durum ne? Emlak projeleriyle birlikte sosyal hayatı hareketlendirmek atılıyor mu? İşte tüm bu soruları Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na sordum.

Ekrem İmamoğlu, başkanlık koltuğundaki 3 yılın değerlendirmesini yaptı, yeni projelerini anlattı. 

BEYLİKDÜZÜ BELEDİYE BAŞKANI EKREM İMAMOĞLU: 

"İmar artışı için kimse kapımızı çalamaz"
Başkanlık koltuğunda üç seneyi geride bıraktınız. Bu sürede neler oldu Beylikdüzü'nde? 
Beylikdüzü hızlı düşünme ve hızlı yol almak zorunda olduğumuz ilçelerden biri. Üç senede 17-18 bin yıllık nüfus artışı var. İstanbul'un en fazla nüfusu artan üçüncü ilçesi biziz. 
Yılda 17-18 bin kişi Beylikdüzü'ne göç ediyor yani... 
Evet, İstanbul'un en fazla nüfusu artan ilk yedi ilçenin dördü olarak bizler komşu ilçeleriz: Avcılar, Beylikdüzü, Büyükçekmece ve Esenyurt. Esenyurt'ta yıllık artış 60 bin. Dolayısıyla bu nüfus artışı bizi birçok konuda hızlı düşünmeye itiyor. Temizlik ve altyapı gibi konuları planlamak çok zor bir iş değil ama bunun yanı sıra sosyal yaşamı olgunlaştırmak lazım. Birçok proje ürettik bu doğrultuda. Seçildiğimiz anda mevcut olan problemlerle birlikte geleceğe dönük çalışmalar da yaptık. Projelerde insanı merkeze koyarak duygusal bağ, kentlilik kavramı ve aidiyet duygusu üzerine yoğunlaştık. İstanbul'un en fazla yol üreten ilçelerinden biriyiz. Her yıl ciddi manada kilometrelerce yol yapıyoruz. Çünkü yeni yerleşim alanları ekleniyor. Batı İstanbul olarak adlandırdığımız Beylikdüzü ve çevresinin en önemli sorunu ulaşım. Kent içi bağlantı unsurları en büyük problemimiz. Metro projesi yaklaşık 14 yıldır bekleniyor. Projenin bittiği tarih 2003. 
KIRMIZI ÇİZGİM; İMAR 
Nereye bağlantılı bu metro? 
Beylikdüzü Tüyap - İncirli hattı olarak geçiyor. İncirli'den başlar, Bahçelievler, Sefaköy, Küçükçekmece, Avcılar'a devam eder ve Beylikdüzü'nde biter. 4-5 yıl önce Kanalistanbul'un geçiş noktalarıyla ilgili teknik çözümler biraz zaman alacak denildi. Aldığımız bilgiye göre sorunlar çözülmüştü ve ihale edilecekti ama yapılamadı. 2017'de yapılacak dendi ama hâlâ bekliyoruz. İhalenin yapılması demek en az 3-4 yıl sonra hizmete girecek demek. Bahsettiğimiz dört ilçeye yılda 100 bin insan ekleniyor. Bu sadece Beylikdüzü'nün sorunu değil. İkinci problem enerji. Şu anda elektrik bu bölgeye yetmiyor çünkü altyapı yetersiz. Devlet hastanesi de yetersiz. Ben bu konuyu Başbakan'a kadar taşıdım. İstanbul'un sorunu bir ilçenin, bir partinin sorunu asla değil. 20 milyon insanın sorunlarından bahsediyoruz. Kentin asla bozulmayacak anayasasını oluşturmamız lazım. Bu kavramları geçtiğimiz üç yıl içinde Beylikdüzü'ne yerleştirmeye çalıştık. Örneğin imar artışına asla sıcak bakmayan bir felsefemiz var. 
Bu kadar hızlı büyüyen bir ilçede imar sorunları da vardır sanırım... 
İnsanların mülkiyet hakları var. Mülkiyet haklarında da mevcut imar hakları var, biz bunlara dokunamayız ama ekstra talepler ya da imar artışı isteğiyle bizim belediyemize kimse gelemez diyoruz. Kırmızı çizgimiz bu. Kişi başına en fazla yeşil alan düşen ilçe haline getirme arzusundayız. Burada bahsedilen kent içi yeşil alan. Yoksa Çatalca'nın mesela derya gibi yeşil alanı var. İmar artışı konusunda kapımı kimse çalamaz. Bu anayasamız mesela. Şu anda Beylikdüzü Belediyesi'nin raflarında duran onlarca projemiz var. Her mahallede her ortamla ilgili projelerimizi bütçemiz oldukça öncelik sırasına göre hayata geçireceğiz. Üç yıl içinde felsefeyi oturttuk, proje altyapısı oluşturduk ve uygulama kısmına geçtik. Uygulama kısmında ilk sırada Yaşam Vadisi var. İstanbul'un en büyük kent içi parkını üretmek istiyoruz dedik. Bu tam İstanbul'un istediği şey. Yaşam Vadisi açıldıktan sonra halk çok mutlu oldu. 250 bin metrekarenin açılışını yaptık 19 Mayıs'ta. Kalan kısımlar açıldığında tamamı 1 milyon 100 bin metrekareyi bulacak bir parktan bahsediyoruz. Toplam uzunlukları 8 buçuk kilometreyi bulan, deniz ve E-5'i birbirine bağlayan olağan dışı bir kent içi parkı. İkinci etabın ihalesini yaptık ve şantiye kuruldu. Amacımız bir an önce bitirmek. 
Ya kentsel dönüşüm? Kaçak bina var mı? 
Kaçak yapı hiç yok diyebiliriz ama köy halinden gelen yapıların dönüşümü söz konusu. Bunun dışında 80'li yılların sonunda yapılmış Gürpınar'da bulunan Siteler Mevkii var. Bu kısımda sıkıntılı yapılar var. Yaklaşık 3 bin konutta durum bu. Bunlar yerinde dönüşümü zorlayan ve imar artışını tetiklemeyen yapılar. Bu çalışmalar şu an İBB'de, sanıyorum bu ay geçecek. 
Riskli yapı sayısıyla ilgili bir tespit var mı? 
Gürpınar Siteler'de 3 bine yakın daire. Diğer bölgelerde lokal sorunlar var ama ciddi sayılar yok. Yakuplu bir dönüşüm geçiriyor kendi imar planı dahilinde. Yapılan imar planlamasını daha iyi hale getirerek, yoğunluk kazandırmadan dönüştürme çalışmamız var. En önemsediğimiz, hayati tehlike içeren bölge Siteler Mevkii. 
6306 sayılı kentsel dönüşüm kanunuyla dönüşen bina sayısı belli mi? 
Plan buna fırsat vermiyor ama fırsatı yakaladığımız 7-8 noktada belediyemizin katkılarıyla dönüşümü sağladığımız proje var. 6306 sayılı yasanın bir plan altlığı yok. Dönüşüm hakkı elde eden konularda yasayı kullanarak süreci hızlandırıyoruz. Oradaki vatandaşlarımızın yasanın verdiği imkânlardan yararlanmasını sağlıyoruz. Çok net bir rakam veremem ama bu bağlamda öbek öbek bin konuta yakın yenilenme oldu. Olaya bir bütün olarak baktık. Nüfusu yoğunlaştırmadan oradaki sosyal yapıyı, eğitim yapılarını koruyarak ve hatta artırarak bir plan süreci geliştirdik. 

'Beni ürküten 1+1 değil, hormonlu siteler' 
Beylikdüzü deyince aklımıza yüksek binalar, siteler geliyor. Son dönemlerde özellikle 1+1 üzerinden tartışmalar var. Aile yapısını zedelediğine dair. Sizin düşünceniz? 
Beylikdüzü siteler bölgesi ama buradaki oluşum 80'lerin sonuna dayanıyor. 90'larda yaşanan kooperatifleşme rüzgârıyla birlikte olgunlaşan bir yapı var. Bu bölgedeki yapıların en küçüğü 2+1 ve 3+1. Yüksek yapılar algısından bahsettik, o döneme göre yapı stokumuz yüksek. 10-15 kat arası çok sayıda yapı var ama bu rakamlar İstanbul'un yapılaşmasında alçak kalıyor şimdi çünkü yanı başında elli katlı binalar olmaya başladı ama bunların hiçbiri Beylikdüzü tarafında değil. E-5'in güneyi Beylikdüzü ama kuzeyi değil. Dolayısıyla görünen yapıların bizimle alakası yok. Buna ek olarak 1+1 daireler Beylikdüzü'nde çok sayıda değil hatta minimumda. Tek başına 1+1 diyerek bu işi konuşmak çok sığ bir düşünce olur. Bir blokta 500 konutun olduğu yapılaşmalar var. Bir sitede 10 bin konut var mesela. Bunlar olmaz, işin doğasına aykırı. 
Mevzu 1+1 mevzusu değil, yapılaşma prensibi mevzusu. Sokak, bahçe, park, sosyal donatılar önemli, 1+1 yanlış demekle bu iş çözülmez. 1+1 de ihtiyaç. Yalnız yaşayan insanlar var, ekonomik koşullardan dolayı evli çiftlerin 1+1 tercih ettiğini de biliyoruz. Mantar gibi türeyen, ihtiyaca değil yatırıma dayalı imar fırsatları yaratmak ve hormonlu yapılar üretmek yanlış, 40-50 katlı konut yapıları üretmek esas kötü olan. Beni esas ürküten 1+1'ler değil, hormonlu yapılar. 
Başkan İmamoğlu’yla ilk etabı tamamlanan Yaşam Vadisi'ni gezdik. 

'Yetkimiz ancak yüzde 15' 
"MAKRO projeler bizim yetkimizde değil maalesef. Ulaşım kararları İBB yetkisinde. Bir kısım yatırımlar mesela metro Ulaştırma Bakanlığı yetkisinde. Biz bu kararları alacak mercileri ancak tekleyebiliyoruz. Sadece bahsettiğimiz İncirli-Beylikdüzü Metrosu değil, üçüncü havalimanına bağlantısı olan hatla beraber belki ikisi aynı anda ihale edilmeli. Bu çok acil bir durum. Diğer bir unsur bu kadar yoğun yatırımın olduğu yerde derhal enerji altyapısının tamamlanması. Bunlar bizim taleplerimiz çünkü biz talep eden konumdayız. İnsanlar her şeyi sizden ister çünkü her şeyi siz yapıyorsunuz sanar. Oysa belediyenin yetkisi %15 seviyesindedir." 

2 yıl sonra nasıl bir Beylikdüzü? 
"MUTLU, huzurlu ve özgür bir kent olacak. Yaşam kalitesi üst seviyede olacak. Bu tip yoğun kentlerde yaşam kalitesi çok basit şekilde ifade edilir. Mesela yürüyebilmek, koşabilmek, çoluk çocuk arabasız gezebilmek. Ailece ya da tek başına kültürel faaliyet planı yapabilmek, sanat faaliyetleri açısından çok geniş bir seçeneğe sahip olmak ve tüm bunlara kendi ilçesinde ulaşabilmek. Bizim mesela bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceğimiz "Sevgi ve Barış Buluşmaları" etkinliklerimiz var. 700-800 bin kişiyi ağırlıyoruz ve olağanüstü günler yaşıyoruz. Söyleşiler, sanatlar, kültürel faaliyetler, tematik öğeler var. 

'Evde tıkılıp kalan kadına iş buluyoruz' 
"TERÖRÜ, güvenlik sıkıntısını aşmak istiyorsak bunu yerel yönetimden başlatmak zorundayız. Yerel yönetimleri daha da güçlü hale getirmek zorundayız. Huzurun teminatı artık kentlerdeki yaşam. Eskiden nüfus kırsaldaydı ve işimiz daha kolaydı. Bir yandan insanları kente alıştırırken diğer yandan da rehabilite etmek önemli. Biz iş buluyoruz insanlara. Evde tıkılıp kalan kadınlara iş buluyoruz. Atölyelerimizde sayı 300'ü geçti ve daha da büyüyeceğiz. Biz o kadınları iş hayatına sokmaya çalışıyoruz."

1.etap bitti, 2.etap 2018’de
1 milyon metrekare büyüklüğü ve 6 etabıyla İstanbul'un en büyük kent içi parklarından biri olan Yaşam Vadisi'nin 242 bin 843 metrekarelik 1. etabında huzur evi, öğretmen evi, okul, 2 adet belediye hizmet alanı, buz pisti, koruluk, halı saha gibi kamu alanları ile entegre edilmiş bir peyzaj düzenlemesi bulunuyor. Tamamlandığında toplam 4100 metrekare biyolojik gölete ev sahipliği yapacak vadide 1.18 km bisiklet yolu, toplam 3.62 km yürüyüş yolu, 17 adet heykel, rölyef ve 5 adet meydan, sanat atölyeleri ve sergi alanları olacak. Yaşam Vadisi'nin ikinci etabının 2018'de tamamlanması hedefleniyor. 

'Makarios değil Denktaş heykeli' 
Yaşam Vadisi'nde bir heykel tartışması yaşandı. Rauf Denktaş heykelinde Kıbrıs sürecini anlatan kompozisyonda Makarios'un da olması tartışmalara yol açtı ve heykellere zarar verildi... 
Rauf Denktaş heykeli yapmamızın bir sebebi var. Birincisi Kıbrıs meselesi en ana meselelerden biri. Ayrıca Denktaş'ın Türkiye'deki evi Beylikdüzü'nde. Yapım sürecinde Denktaş'ı en iyi bilenlerle konuştuk, özgün bir heykeltıraşa emanet ettik. Ailesiyle, Milli Mukavemet Derneği ile görüştük. Birkaç alternatif arasından bu halini seçip inşa ettik. 
8 milyona yapıldı diye söylentiler çıktı ama belediyemize maliyeti 120 bin TL. Koca heykelin içinde 60x30 santimlik bir figür öne çıkarılarak 'Makarios anıtı dikildi' diye lanse etmek kadar kötü bir tavır olamaz. Orada Birleşmiş Milletler'in süreci anlatılıyor. Denktaş'ın kararlı bir duruşu var, Makarios'un süreci izleyen bir bakışı var, imzayı atarak Kıbrıs Devleti'nin temelini atan Fazıl Küçük'ün imza anı var ve BM canlandırması var. Bu Makarios değil Denktaş heykeli. 

AÇILIŞ 7 TEMMUZ'DA 

Kararımız net, heykelin zarar verilen kısımları yapılıyor ve bilgilendirme panoları konulacak. Daha net anlaşılmasını istiyoruz. Rauf Denk taş'ın ailesiyle birlikte 7 Temmuz'da açılışını yapacağız. Parkın giriş noktasında atölye çalışmaları süren Çanakkale Anıtı var. 63 metre uzunluğunda bir çalışma olacak.