MİLLİYET

26 YILIN BİRİKİMİ

Orada doğdum, orada büyüdüm. Bugün yaşadığım ilçede yaptığım vazifede, aslında oradan beni besleyen o kadar çok şey var ki... Geçmişi bugünü, tarihi, olması gerekenleri, hataları, doğruları...Oradan beslenip buradaki görevimi en doğru şekilde yapmaya çalışıyorum. 

Trabzon'dan beslenerek Beylikdüzü'ne hizmet etmeye çalışıyorum. Bu kadar beslendiğim, ruhumu bu kadar taze tutan bir kentin elbette sorumlusuyum. Onun için her açıdan ilgiliyim. Kaldı ki bu yaşıma kadar her noktasıyla ilgilendim. Kültürü, sanatı, sporu, tarihi her şeyiyle ilgileniyorum. 26 yıldır evrak ve kitap biriktiriyorum. Sadece biriktiren değil aynı zamanda analiz eden birisiyim. Bu bakımdan beni bu kadar besleyen bir şehrin elbette ki her konusuyla ilgiliyim.

ÇOCUKLUĞUMUN TRABZON'U

Trabzon'un yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu şehrin değiştiğini ve çocukluğunda yaşadığı Trabzon'u çok özlediğini gizlemedi.

* * *

Trabzon çok insan gönderdi Trabzon dışına. Türk siyasetine, spor camiasına, ekonomisine önemli isimler yetiştirdi. Onlardan biri de Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu...Trabzon'da doğdu, Trabzonspor tribünlerinde büyüdü. Sonra yönetiminde yer aldı. Trabzonspor yöneticiliğinin ardından siyaseti denedi ve başarılı oldu. Beylikdüzü'nü modern bir kent yapmak için kolları sıvadı. İyi de çalışıyor ama aklı hep Trabzon'da. "Ben Trabzon'un her sorunuyla ilgilenmek zorundayım. Beni ben yapan yapan şehir orası diyor" İşte Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaptığımız röportaj:

RUHUNU SÖNDÜRDÜK

Çocukluğumun Trabzon'u Ayasoyfa Kilisesi'nden başlardı. Çünkü her sabah o yönden gelirdim. Ayasofya Kilisesi ile başlardı, daha öncesi yoktu. Beşirli, Uzunkum yoktu. Çok keyifli bir yerdi. O keyifli dönemin son çağını ben yaşadım herhalde. Sonrasında çok değişti Trabzon. Özellikleri, 80'lerden sonra o keyifli evimiz, mahallemiz yok olmaya başladı. Trabzon ruhunu çok hızlı söndürdük diyebilirim. Kaybettik demek istemiyorum. Umarım emareleri vardır ve tekrar canlandırırız.

25 YIL ÖNCEKİ GİBİ

Trabzon'da değişecek çok şey var. İlla bir görevde olma bakımından değil, oraları biri olarak o sorumluluğu hissettiğim için değişecek çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Keşke son 25-30 yıl içinde hiçbir şey yapılmasaydı, olduğu gibi kalsaydı, o şehri iyileştirmek, düzenlemek, güzelleştirmek çok daha kolay olurdu. Trabzon aslında dünyanın en güzel şehri olabilme fırsatına sahipti. Trabzon ile ilgili çok yanlış hamleler yapıldı, çok yanlış kararlar verildi bana göre. Sahil dolgusunun biçiminden, tanjant yolunun aksının daraltılmasından tutun, bunlar şehir için iyi kararlar değildi.

KENDİNE HAS DURUŞU VAR

"Trabzonspor, Türkiye'de herhangi bir kulübün kopyası olamaz. Kulübün has duruşu olmaya, kendine has bir yürüyüşü olmaya hazır bir zemini de var"

Trabzonspor'un kendine has bir yürüyüşü ve duruşu olmalı. Trabzonspor olarak Türkiye'de herhangi bir kulübün kopyası olamazsınız ya da onun yöntemi ile büyüme şansınız yok. Kendine has duruşu olmaya, kendine bir yürüyüşü olmaya hazır bir zemini de var Trabzonspor'un...Trabzonspor futbol bakımından tarla gibidir. Verimli bir tarladan her ürünü alabilirsiniz. Kaldı ki sadece futbol değil, sportif ahlakı ve kültürü bakımından da Trabzonspor'un besleyebileceği farklı spor dalları var. Trabzon'un kendine has yürüyüşünü basit bir örnekle toparlamak isterim. Mesela bu yıl ikinci ligdeki takımımız birinci lige çıkıyor. Dünya şampiyonu olan bir lise takımınız var, altyapıların 2-3 tanesinde Türkiye Şampiyonu olmuşsunuz; demek ki üretiyorsunuz. O zaman ürettiğinizden beslenmek zorundasınız.

KALECİ OLMAK İSTİYORDUM

Ortaokul son sınıfta futbolcu olmaya karar vermiştim. Kaleci olma hayallerim vardı. Trabzon'da, Trabzon Lisesi'nin takımında oynamak büyük bir olaydır. Şenol Güneş, Kadir Özcan gibi bildiğimiz Trabzonlu başarılı futbolcuların çoğu o takımda oynamıştır. Ben de o takımda oynadım ve kalecisi oldum. Ancak futbolun bedelini de ödedim. Lises son sınıfta 50 günden fazla okula gidemedim. Sınıfta kalmadım ama bir tane zayıfım oldu. İnkılap Tarihi. Bu dersin öğretmeni "Futbolcuları sınıfta bırakacağım" dedi ve bıraktı. Hayatımdaki tek bütünlemem de budur.

SPORCU BAŞKAN

Hentbol oynadım. Okulumuz Türkiye beşincisi olmuştu. Trabzon şampiyonu, Karadeniz grup şampiyonu olduk. 1982'de Türkiye finallerine Aydın'a gittik. Hentbol sayesinde ilk kez Trabzon'dan çıktım. Aydın'da sokakta mandalina, portakal ağaçları görmüştük. Çok şaşırmıştık, ilk işimiz ağaçlara saldırmak olmuştu. Herkes bize bakmıştı. Aslında bir beden eğitimi öğretmeninin kente ne kadar büyük bir katkı sunabileceğinin örneğidir; Haydar Kazaz diye bir beden eğitimi öğretmenimiz vardı. Öğretmenimiz Trabzon'da hentbolun altyapısını hazırladı. Ben ilkokul 5'e geldiğimde Trabzon'un 2 ya da 3 Türkiye Şampiyonluğu vardı.

KİTAPLARA BAKARIM

Trabzon'a gittiğimde köyümü ziyaret etmeden dönemem. Benim köyüm cevizli, orada benim atalarım yatıyor. Mutlaka onları ziyaret eder, duamı ederim. Bu çocukluğumdan gelen bir gelenek. Mutlaka kitapçılara uğrar, Trabzon ile ilgili yeni bir kitap basılmış mı diye bakar, bununla ilgili yayınevlerine uğrar, araştırma yapar, birçok kişi ve yeri ziyaret ederim. Trabzon'a gidince "yerim" diyeceğim öncelikli olarak Trabzon dönerini ararım.