POSTA

Başkan Ekrem İmamoğlu ile “3. Yeşil Binalar Ötesi Konferansı”nda buluştuk. Başkan'ın konferansa davet edilme nedeni, yeşile en çok yatırım yapan başkanlardan biri olması. 10 Kasım ve Atatürk'ü de konuştuğumuz Başkan İmamoğlu, "Cumhuriyet genci olmaktan onur duyuyorum" diyor.

“GELECEĞİN KENTLERİ, KENTLERİN GELECEĞİ”

Kadir Topbaş'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifa etmesinin ardından CHP'nin adayı, Beylikdüzü’nün genç ve dinamik başkanı Ekrem İmamoğlu olmuştu. Başkan Ekrem İmamoğlu ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Mimarlık Fakültesi işbirliğiyle yapılan “3. Yeşil Binalar Ötesi Konferansı”nda bir araya geldik. Konferansın konusu “Geleceğin kentleri, kentlerin geleceği” olunca dikkatimi çekti. Çünkü 2019'da gerçekleşecek yerel seçimlerde neler olacağını şimdiden merak ediyorum.

O nedenle Ekrem İmamoğlu'nu da yakından takip ediyorum. Beylikdüzü ilçesi de geleceğin yükselen yıldız kentleri arasında gösteriliyor. Özellikle Başkan İmamoğlu'nun mega projesi olan “Yaşam Vadisi” çok konuşuluyor. Bu proje, İstanbul'un en yeşil ve en büyük kent içi parklarından biri. Başkan'ın bu konferansa davet edilme nedeni de buydu. Çünkü yeşile İstanbul'da en çok yatının yapan belediye başkanları arasında yer alıyor. Başkan İmamoğlu konferansta kent ve kentlerin geleceğine yönelik düşüncelerini gençlere anlattı.

Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasından aldığım bazı önemli satırlar şöyleydi:

"Bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar $1 Üniversitesine, büyük usta Mimar Sinan'ın esir alınmış bir eserinin yanından geçerek geldim. Bilenler bilir, ¦ Mimar Sinan'ın İstanbul'da inşa ettiği az ^ sayıdaki köprülerden biri Beylikdüzü'nün girişinde, Haramidere'dedir. Bu köprü uzun yıllardır etrafı yollarla, kavşaklarla çevrilerek esir edilmiş bir durumda.

Bırakın yanına ulaşmayı, bakmak için bile bir metrekare alan bulamazsınız. Mimar Sinan'ın köprüsü, yolların, kavşakların, trafiğin ortasına göz göre göre gömülmüştür.

“KENTLER İNSAN ELİYLE YOK EDİLİYOR”

Bu örnek bile geleceğin kentlerini ve kentlerin geleceğini düşünmeye başlamamız için yeterli. Plansız gelişme, kolaycılık, özensizlik, umursamazlık, eğitimsizlik, eksik ve yanlış bir kalkınma anlayışı var. Tüm bunlar kentlerimizdeki tarihi ve kültürel değerlerin, insan eliyle yok ediliyor olmasının nedenleri arasında.

Ama en temel nedenin, insanın kendini bir kente ait hissetmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum.

'HERKES KENT KAVRAMINA ÖNEM VERMELİ'

Yaşadığımız kenti 'benim kentim' olarak hissedemiyoruz. Yaşadığımız yere ait olduğumuzu düşünmezsek, o yerin sahibi de olamayız. Oysa insanın kendini yaşadığı yere ait hissetmesi onun tabiatında var. Buna rağmen yaşadığımız kentle güçlü bir aidiyet ilişkisi kuramıyorsak. ortada anormal bir durum var demektir. Elbette bu anormalliği yalnızca biz yaşamıyoruz. Kentlilik kimliği, kentsel aidiyet gibi insana ve kente dair meseleler bütün dünyanın gündeminde.

Bu nedenle insan olma derdinde olan herkesin kent kavramıyla derinlemesine ilgilenmesi lazım.

“YEŞİL BİNALAR İSTİYORUZ”

İnsanlar artık doğaya hakim olmanın değil, doğayla uyum içinde olmanın öneminin farkında. 1 Bu kavrayış, Kentlerimize, * kentlerimizin sokaklarına, meydanlarına, binalarına yeni bir gözle bakmamıza yol açıyor. Örneğin, artık sadece yediklerimizin içtiklerimizin değil, içinde yaşadığımız, çalıştığımız binalarımızın da doğal olmasını istiyoruz. Kentlerimizde yalnızca yeşil alanlar değil, yeşil binalarda talep ediyoruz.''

Bugün 10 Kasım.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'e dair neler söylersiniz?

O hiç ölmedi. Bu sözü söylemek bile ağır geliyor bana. Sonsuza dek bizimle yaşayacak. Bizler onun bıraktığı bu cennet vatanda, onun değerleri ve eserleriyle yaşıyoruz. Atatürk'ün Türkiye'ye liderlik yaptığı dönemde tüm ülkelerin başındaki insanlar kendi otoriteleri için liderlik yapmıştı. Ama Atatürk milletine yol göstericilik yaptı, milletini ve devletini düşündü, kendisini tamamen milletine ve bu topraklara adayarak liderlik yaptı. Bu yüzden çok şanslı bir milletiz. Hangi sözüne baksak şu an bile geçerli. 'Yurtta sulh cihanda sulh' gibi. Şu an tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir felsefe. Keşke Ortadoğu, Amerika ve Avrupa bunu anlasa. Türkiye'den tüm dünyaya verilecek mesaj budur. Ben bir Atatürk genci olmaktan, Cumhuriyet in yetiştirdiği ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı bir < yönetici olmaktan onur duyuyorum.

11 Kasım'da ise mezun olduğum Trabzon Lisesinin 130. yılı. Bu vesileyle memleketime gideceğiz. Orada lisemin kuruluş yıldönümünü kutlayacağız. 1924'te Atamız bu liseyi ziyaret etmişti. İşte biz de o gün Atamızın o gün o okula gittiği elbisesiyle yapılmış anıtını oraya götüreceğiz.

Eğitime önem verdiğinizi biliyoruz. Beylikdüzü'nde 3 okulun açılışını yapacaksınız, anlatır mısınız? Beylikdüzü Belediyesi olarak Ekim 2016 da temelini attığımız 3 eğitim projemizi rekor sürede bitirdik. Bunlardan biri, Adnan Kahveci Kreş projesi. Bu kreşi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği, kreşe kayıt yaptırmak isteyen anneleri istihdam edilmeleri konusunda teşvik etmesi.

100 çocuk kapasiteli kreşin içinde kütüphane, yemekhane, 5 oyun odası, depo, öğretmenler odası, revir odası, açık iç avlu, iç bahçe ve kış bahçesi var. Yaklaşık maliyeti 2 milyon 500 bin lira. Diğer okulumuz ise Yakuplu Cevat Güleç Ortaokulu. Okul, 24 derslik, çok amaçlı salon, laboratuarlar, spor salonu, kütüphane ve bilgisayar odası bulunan 5 katlı ve 6 bin metrekarelik kapalı alandan oluşuyor. Maliyeti 4 milyon 100 bin lira.

İŞ EĞİTİM OKULU GELİYOR

Gürpınar Özel İş Eğitim Ortaokulunda da; dersliklerin yanı sıra beden eğitimi salonu, atölyeler, bireysel çalışma odaları, resim ve müzik dersliği, dil konuşma odaları, uzman odaları, aile eğitim odaları, uygulama evi, gözlem odası, uyku odası, yemek salonu, hasta, doktor, hemşire odası, fizyoterapi odası, faaliyet ve oyun odası gibi alanlar var.